Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını AnarkenBekir Karayel Değerli yoldaşlar ve konuklar, partimizin kurulması için büyük çaba harcayan ve akla hayale gelmeyen fedakarlıklara katlanan çok değerli yoldaşımız Mustafa Suphi ve gene büyük bir özveri ile çalışarak ona yardımcı olan arkadaşlarının ölüm yıldönümlerinde, onları anmak ve anımsatmak için, bir daha, bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bundan böyle de, onların ölüm yıldönümlerinde bir araya gelmeye devam edeceğiz, şüphesiz. Böyle rahatça anma ve benzeri toplantıları yapabilmemizi düşünüyorum da, memleketimizde koşulların bir hayli değiştiğini fark ediyorum. Bu gün burada bulunan genç yoldaşlar, haklı olarak, bu değişimin ne demek olduğunu anlamakta güçlük çekeceklerdir. Bizler de, sizler gibi genç yoldaşlarımızla birlikte, çok da uzak olmayan geçmişte, bu ve benzeri toplantılar yapabilmek için, o zamanlar bizleri (komünistleri) takip eden polisleri (birinci şube memurları) nasıl atlatacağımızı, onlara çaktırmadan toplantı yerine nasıl gideceğimizi, toplantı tarihinden günlerce evvel düşünür ve planlar yapardık. Toplantıya katılanlar ise, on kişiyi ya bulur ya bulmazdı. Ama, maksadım bu gün burada o günleri anlatmak değil yoldaşlar. Bilindiği gibi, senelerdir, bu tarihi günde bir araya gelip, partimizi kurmuş olmalarından dolayı, çok değerli saydığımız yoldaşlarımızı anmak, anımsatmak ve saygı duruşunda bulunmakla yetindik. Asıl söylemek istediğim şu: Bu rahat ve kolay diyebileceğimiz seremoniler dışında daha başka etkinlikler de yapmamız mümkün değil mi acaba? Bana öyle geliyor ki bu değerli yoldaşlarımız için yapabileceğimiz başka şeyler de var. Bu vesileyle, konumuzla ilgili olmamakla beraber (dolayısıyla ilgili de) bir anımdan bahsetmek istiyorum: 1983 yılında, Bulgar yoldaşların organize ettikleri bir Balkan Ülkeleri toplantısına ben de katılmıştım. Toplantının amacı “Dünya Barışı İçin Balkan Ülkeleri Dayanışması” idi. Burada benim asıl söylemek istediğim, toplantının yapıldığı yer, Bulgaristan Komünist Partisi’nin kurucusu Georgi Blagoev’in de doğup büyüdüğü yer olan ve Sofya’dan 50-60 kilometre uzaklıkta bulunan Bankya adında bir kasaba oluşudur. Blagoev’in doğup büyüdüğü yıllarda, burası küçük bir köymüş. Bulgar Komünist Partisi iktidara geldikten sonra, buraya 6-8 katlı oteller dikerek, şifalı suları da bulunduğu için burayı küçük ve çok şirin bir kasaba haline dönüştürmüş ve Bulgar işçilerinin dinlenme yeri haline getirerek, Blagoev’in doğup büyüdüğü evi de müze haline getirmişler. İki odadan ibaret olan bu köy evini (Blagoev Müzesi’ni) toplu halde gidip gördük ve Blagoev hakkında söylenenleri dinledik. Bizim partimizin kurucusu saydığımız Mustafa Suphi’nin de doğup büyüdüğü bir evi vardır elbette. Bizim de bu evi arayıp bulmamız ve şu veya bu şekilde değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Zeki Baştımar’la konuşmuştum bu konuyu. O da bunu düşündüklerini ve Mustafa Suphi’nin doğup büyüdüğü evi saptaması için bir yoldaşımızı görevlendirdiklerini söylemişti. Adını söylemedi, ama konuşmalarından bu kişinin Mehmet Bozışık olduğunu anlar gibi olmuştum. Partimizin kurucularını şu veya bu maksatla anma toplantılarını Mustafa Suphi’nin doğup büyüdüğü evde yapmamız, anısına törenlerinde söylediklerimizi yalnız birbirimize söylemekle kalmayıp, daha geniş kitlelere de duyurmuş olacağımız için, bu gibi toplantılar çok daha faydalı olacaktır şüphesiz. Aklıma gelen bir etkinlik de şu: Mustafa Suphi yoldaşın, büyütülmüş ve çerçevelenmiş resimlerini tüm yoldaşlara ve sempatizanlara dağıtmak, evlerimizin duvarlarını onun portreleri ile süslemek. Daha başka etkinlikler de düşünülebilir. Hiç kuşkunuz olmasın ki yoldaşlar “bunları, şimdiye kadar siz niye yapmadınız” dediklerinizi duyar gibi oluyorum. Utanmak, sıkılmak gibi karmaşık duygular kalbimi sıkıştırmıyor da değil. Ama, geçmişte içinde bulunduğumuz koşulların bahanesine biraz olsun sığınarak, biraz olsun teselli bulabiliyorum. Bir zamanlar Mustafa Suphi yoldaşın resimlerini kartpostal büyüklüğünde resimlerini gizli gizli dağıttığımız da olmuştur. Ankara’da polisin yaptığı aramalarda, evinde bu resmin bulunmasından dolayı birkaç yoldaşımız, günlerce, birinci şubede sorguya çekilmişlerdir. Bu toplantıların ve törenlerin; haklı davamıza emeği geçen yoldaşlarımızın; şehir, kasaba ve köylerde dikilecek heykelleri önünde yapılacağını düşünerek ve hasretini çekerek, hepinizi saygı, sevgi ile ve yoldaşça selamlıyorum. yazının orjinali için Ürün Dergisi |
TKP’nin 87. Kuruluş Yıldönümünü KutluyoruzTürkiye işçi
sınıfının siyasal öncüsü Türkiye Komünist Partisi 87 yaşında. 10 Eylül
1920’de İstanbul, Anadolu ve yurtdışında bulunan çeşitli örgütlerden
komünistlerin Mustafa Suphi önderliğinde birleşmesiyle kurulan TKP, her
zaman sömürüsüz ve savaşsız eşitlik ve özgürlük dünyasının kurulması
için özveriyle çalıştı.
TKP kapitalizmin ve emperyalizmin, faşizmin ve gericiliğin her türlü baskısına karşı işçi sınıfını örgütleme, köylüleri, şehir emekçilerini, aydınları ve ezilen halkları işçi sınıfının etrafında birleştirme mücadelesinden hiç geri durmadı. TKP Türkiye’de sosyalizmin, bağımsızlığın, demokrasinin, halkların kardeşliğinin, laikliğin ve aydınlanmanın merkezi oldu. Ulusal Kurtuluş Savaşında emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında faşizme ve tek-parti diktatörlüğüne karşı, 1970’lerde emperyalizme ve işbirlikçi burjuvazi-büyük toprak beyleri blokuna karşı, 1980’lerde 12 Eylül faşist diktatörlüğüne karşı kararlı mücadele yürüttü. Her zaman devrimin, enternasyonalizmin, dayanışmanın, eşitliğin ve özgürlüğün taşıyıcısı oldu. Türkiye Komünist Partisi, tarihi boyunca burjuvazinin saldırılarına hayatları pahasına karşı koyan kahramanlar yetiştirdi. Karadeniz’de boğdurulan Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve onüç yoldaşlarından, polis işkencesinde can veren Hasan Basri, Ahmet Hilmi Feyzioğlu ve Mustafa Hayrullahoğlu’na, faşist kurşunlarıyla öldürülen Talip Öztürk ve Meryem Karakız’dan, karanlık güçlerce kaçırılarak öldürülen Ali İhsan Özgür’e bütün bu kahramanlar, nice adsız sıra neferiyle birlikte proletarya devrimciliğinin simgesi oldular, bizi bugünlere getiren geleneği oluşturdular. Bu parlak geleneğin karşısında burjuvaziye teslim olan birkaç çürük yumurta, Şevket Süreyya, Vedat Nedim, Nabi Yağcı gibileri nedir ki! TKP, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren Büyük Ekim Devriminin, Lenin’in yurdu Sovyetler Birliği’nde sosyalizmi yıkarak kapitalizmi geri getirmeye girişen Gorbaçov revizyonistlerinin yolundan giden sorumsuz yöneticilerin ihanetiyle boğuştu. Partiyi ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapan likidatörlerin yarattığı kargaşayı sabırlı bir ideolojik, politik ve örgütsel mücadeleyle adım adım gideren partililer, 2000’lerde Aydemir Güler ve Kemal Okuyan yönetimindeki SİP’in hançerlemesiyle karşılaştılar. Partililer, TKP adını gaspeden bu ulusalcı oportünistlerin sahte partisini teşhir ederek yollarına devam ettiler. TKP 87. yaşına 1980’lerin ikinci yarısında başlayan fetret devrini sona erdirme, birbirinden ayrı düşmüş partililerin gücünü birleştirme, yaraları sararak ayağa kalkma iradesiyle giriyor. Marksizm-Leninizm temelinde ilkeli birliğin, titiz teorik çalışma ile özverili pratiğin, geleneğimize bağlılık ile somut güncel süreçleri bilimsel değerlendirmenin, yoldaşça dayanışma ile samimiyetin, emeğe saygı ile dürüstlüğün önünde kim durabilir ki? Bugüne kadar Marks, Engels ve Lenin’in izinde, önderlerimiz Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Salih Hacıoğlu, Şefik Hüsnü, Nazım Hikmet, Reşat Fuat, Zeki Baştımar ve İsmail Bilen’in yolunda yürümekten onur duyuyoruz. Yürüyüşümüzü birliği sağlayana, partiyi ayağa kaldırana, siyasal ve toplumsal devrimi gerçekleştirene kadar sürdüreceğiz. Yaşı partimizin yaşını bulan ulu çınarlarımızdan henüz 18’ine gelmemiş genç fidanlarımıza kadar, işçi, köylü, aydın, kadın erkek, genç yaşlı, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Ermeni, Rum, Gürcü, Boşnak, Arnavut, Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Alevi, Sünni... her ulustan, inançtan ve kökenden gelen komünistler, zafere kadar birlikte nefes alıp birlikte mücadele edeceğiz. Partimizin 87. kuruluş yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz! 10 Eylül hepimize kutlu olsun! Nice nice yıllara yoldaşlar! yazının orjinali için Ürün Dergisi |
TKP I. Kongresi'nin Sonunda
|